Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden kritik rapor

Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi (KOSAM), “Belirsizlik Çağında Türkiye–AB İlişkileri: Rekaberlik Senaryosu” başlıklı rapor yayımladı. Raporda, “tam üyelik” ve “kopuş” ikilemine sıkışan tartışmaların ötesinde, rekabet ve iş birliğini aynı anda içeren “rekaberlik” modelinin orta vadede en gerçekçi seçenek olduğu savunuldu.

Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi (KOSAM), “Belirsizlik Çağında Türkiye–AB İlişkileri:

Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi (KOSAM), küresel jeopolitik sarsıntıların ve bölgesel belirsizliklerin gölgesinde kalan Türkiye–Avrupa Birliği (AB) ilişkilerine dair kapsamlı bir rapor yayımladı. “Belirsizlik Çağında Türkiye–AB İlişkileri: Rekaberlik Senaryosu” başlıklı çalışma, geleneksel “tam üyelik” ya da “kesin kopuş” ikilemine sıkışan değerlendirmelerin ötesine geçerek, taraflar için sürdürülebilir ve gerçekçi bir etkileşim modeli öneriyor.

Raporu değerlendiren KOSAM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serkan Seçkinli, Türkiye-AB ilişkilerinin artık doğrusal bir hatta ilerlemediğini, aksine çok katmanlı ve değişken dinamikler üzerine kurulu olduğunu vurguladı. Seçkinli, “İçinde bulunduğumuz belirsizlik çağı, sabit stratejiler yerine proaktif ve esnek modelleri zorunlu kılıyor. Raporumuzun odak noktası olan ‘Rekaberlik’ (Coopetition), tarafların bir yandan stratejik çıkarları doğrultusunda rekabet ederken, diğer yandan kaçınılmaz karşılıklı bağımlılıklar nedeniyle iş birliğini derinleştirmesini ifade eden bir orta yoldur” dedi.

“Geleneksel modeller tıkanmış durumda”

Seçkinli, 2018’den bu yana müzakere sürecinin fiilen durma noktasına geldiğini hatırlatarak, mevcut tıkanıklığın yalnızca bir kriz değil, yapısal bir durum olduğuna işaret etti. “Avrupa Birliği’nin genişleme yorgunluğu ve Türkiye’nin çok yönlü dış politika arayışları ilişkileri bir yol ayrımına getirdi. Ancak ticaret, göç yönetimi, enerji ve güvenlik alanındaki karşılıklı bağımlılık, tam anlamıyla bir kopuşu her iki taraf için de irrasyonel kılıyor. İşte bu noktada ‘Rekaberlik’, taraflar arasındaki kontrollü yakınlık ile çekinceli uzaklığın bir kombinasyonu olarak karşımıza çıkıyor” ifadelerini kullandı.

Dört senaryo, bir “orta yol”

Raporda Türkiye–AB etkileşiminin geleceğine dair dört senaryo öne çıkıyor: Yapısal Çatışma, Soğuk Barış, Stratejik Ortaklık ve Rekaberlik. Seçkinli, orta vadede sürdürülebilirliği en yüksek seçeneğin rekaberlik olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Rekaberlik senaryosu, tarafların bir alanda iş birliği yaparken başka bir alanda yapıcı bir rekabet sürdürebilmesine imkân tanıyor. Bu, Türkiye için hem reform sürecine ivme kazandırma hem de küresel rekabet gücünü artırma fırsatı demektir. AB açısından ise tam üyelikten bağımsız, teknik uyum üzerinden ilerleyen bir ilişki modeli, genişleme baskısının hafifletilmesine yardımcı olur.”

“Gümrük Birliği 2.0” vurgusu: dijital ve yeşil dönüşüm

Raporun ekonomi bölümünde, yaklaşık 30 yıldır uygulanan Gümrük Birliği’nin günümüz ticaret dinamiklerini karşılamadığı tespiti yer alıyor. Seçkinli, Gümrük Birliği’nin yalnızca sanayi mallarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak, “Hizmetler, kamu alımları, tarım ve özellikle dijital ekonomi Gümrük Birliği’nin kapsamına dâhil edilmelidir. Türkiye’nin Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Dijital Pusula stratejileriyle uyumu, sanayimizin rekabetçiliği için bir tercih değil, zorunluluktur. Bu ikiz dönüşüm, Türkiye–AB ilişkilerine yeni bir dinamizm kazandıracak en önemli motor güçtür” dedi.

Enerji ve güvenlik başlıkları: “Türkiye kilit rolde”

Raporda, Rusya–Ukrayna savaşı sonrası değişen enerji haritasında Türkiye’nin transit rolünün önem kazandığı belirtilirken, “Ülkemizin stratejik konumu ve lojistik koridorlar üzerinde yer alması AB’nin enerji arz güvenliği için vazgeçilmezdir” değerlendirmesi öne çıktı. Seçkinli, Yüksek Düzeyli Enerji Diyaloğu mekanizmalarının yeniden canlandırılmasının iki tarafın da stratejik çıkarına olduğunu söyledi.

Güvenlik ve savunma bölümünde ise Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük ordusuna ve yükselen savunma sanayisine sahip olduğu hatırlatılarak, Avrupa güvenlik mimarisine entegrasyonun sürdürülmesi gerektiği vurgulandı. Seçkinli, “Türkiye’nin AB güvenlik girişimlerine teknik düzeyde katılımı, Avrupa’nın stratejik özgürlüğüne katkı sağlar. Rekaberlik yaklaşımı, Türkiye’nin hem NATO müttefikliği hem de çok yönlü dış politika stratejisi arasında dengeli bir konum almasını mümkün kılacaktır” dedi.

KOSAM’ın önerdiği 5 adım

Rapor, Türkiye–AB ilişkilerinin rekaberlik temelinde yeniden yapılandırılması için somut politika önerileri de sıralıyor:

  1. Siyasallaşmanın azaltılması: Teknik kriterlerin siyasi veto araçlarından bağımsız işletilmesi.

  2. Diyalog mekanizmalarının canlandırılması: Ekonomi, enerji, ulaşım ve göçte yüksek düzeyli diyalogların kesintisiz sürdürülmesi.

  3. Vize serbestisi ve Gümrük Birliği: İş insanları ve akademisyenler için kolaylık; Gümrük Birliği’nin yeşil dönüşümle güncellenmesi.

  4. Güvenlik ve savunma entegrasyonu: AB savunma fonları ve projelerine gözlemci statüsünde katılım.

  5. İkiz dönüşüm iş birliği: Yeşil Mutabakat ve Dijital Tek Pazar doğrultusunda “Yeşil ve Dijital Dönüşüm Diyalog Platformu” kurulması.

Seçkinli, raporun ana mesajını şu sözlerle özetledi: “Türkiye-AB ilişkileri ne bir üyelik mucizesine ne de bir kopuş felaketine hapsedilmelidir. Türkiye, egemenlik haklarını ve milli menfaatlerini koruyarak, AB ile eşit ortaklık temelinde bir ilişki yürütme kapasitesine sahiptir. Rekaberlik, bu dengeyi kuracak en akılcı yoldur.”