Arslan, enflasyona ilişkin farklı kurumların açıkladığı oranlara dikkat çekerek, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) için %4,84, İstanbul Ticaret Odası (İTO) için %4,56 ve ENAG için %6,32 olarak paylaşılan verilerin ortak paydasının “hayat pahalılığı” olduğunu söyledi. Arslan’a göre hangi veri esas alınırsa alınsın sabit gelirli kesimlerin, özellikle emeklilerin bütçesi üzerinde baskı artıyor.
“Emekli daha ilk ayda fakirleşti”
Ocak ayı enflasyonunun emekli maaşlarının alım gücünü doğrudan erittiğini ileri süren Arslan, TÜİK’in açıkladığı aylık oranın “100 liranın ay sonunda 95 liraya gerilemesi” anlamına geldiğini belirtti. Bağımsız veri setleri esas alındığında kaybın daha da yükseldiğini söyleyen Arslan, bunun mutfak harcamaları ve ısınma giderleri gibi temel kalemlerde kısıntı baskısını artırdığını ifade etti.
“Enflasyonla mücadele sosyal adalet meselesidir”
Arslan, enflasyonla mücadelenin yalnızca makro göstergelerden ibaret olmadığını, aynı zamanda sosyal adalet boyutu taşıdığını savundu. Konya’da dahi emeklilerin pazar harcamalarında kısıtlamanın görünür hale geldiğini belirten Arslan, maaşların enflasyon karşısında erimesine karşı “gerçekçi güncellemeler” ve “refah payı” uygulamalarının devreye alınması gerektiğini dile getirdi.
Açıklamasının sonunda siyasetin çözüm üretme makamı olduğuna işaret eden Arslan, emeklilerin alım gücünü koruyacak, verilerin daha şeffaf biçimde sahayı yansıtacağı bir ekonomik yaklaşımı savunduklarını belirterek, “İlk aydan başlayan bu fakirleşme sürecinin durdurulması için rasyonel ve insan odaklı bir ekonomi yönetimine ihtiyaç var” değerlendirmesinde bulundu.




